(via pythons)
(via periferie)
yengem anne, dayım baba, annem hala, annaaaanem babaane oldu.
Sana bakınca kendimi görür gibi oluyorum. Belki de hiç olamadığım, görmek istediğim bir ben görüyorum sende. Bu çok güzel bir his; ama yeri geliyor, dayanılmaz da olabiliyor. Çünkü bu his bana kendi zaaflarımı acımasızca yansıtıyor. Seni kıskanarak seyrediyorum, öykünerek seyrediyorum, utanarak seyrediyorum. Seyrediyorum. Bazen, benim rolümü çaldığını ya da ayağıma çelme taktığını düşünüyorum. Hemen nefret ediveriyorum senden. Senden nefret etmek kendimden nefret etmek kadar çirkin. Nefret, okkalı bir tokat olup kendi yüzüme çarpıyor. Ne olursa olsun, sana duyduğum sevginin yalnızca bencilliğimden kaynaklandığını kabullenmek bana ağır geliyor. Gerçek sana gözlerimi kapadığım için üzülüyorum. Ama bir şey yapamıyorum. Sen de yapamıyorsun. Oysa sen benden çok daha cesursun. Aynı zamanda korkak herifin tekisin. Ve söyleyecek bir sonuç cümlem yok.
Hayata senin gözünden bakmakta hiç zorlanmayacağımı düşünürken nasıl da saygısızca saçmaladığımı fark ediyorum şimdi. Ve söyleyecek bir sonuç cümlem yok. Sen Godot değilsin, ben de değilim. İşte bu biraz eğlenceli. Biraz ama…
(via pythons)
hehheh ilahi.